Skip to content
Gezi Yorumları
Advertisement
Yolunu kaybedenler için patika:Ana Sayfa arrow GEZİ TOZU
Yolumuz Irak...  Yazdır E-posta
Geziler Gezi Yazıları
Yazar YazargezeR   
Cumartesi, 26 Haziran 2010

Etiketler



Erbil  Irak  KERKÜK 

Ülke: Irak
Şehir: Erbil, Kerkük
Gezi Tarihi: 09.04.1020-16.04.2010

Merhaba,

 

Dünyada; görülmeye değer, egzotik ve ilgi çekici yerleri anlatan bir internet sitesi arayışında iken, siteniz ile karşılaşmıştım. Biraz inceleme yaptıktan sonra, paylaşılan tecrübeler konusunda oldukça renkli yorumlara rastladığımdan, bende sitenize yaptığım son seyahat ile ilgili yorum ve önerilerimi yazmaya karar verdim. Ama önce Irak, Erbil ve Kerkük hakkında sitede daha önce bir yorum yapılıp yapılmadığına baktım, Erbil ile ilgili herhangi bir yorum bulamadım. Sadece yerel halkın birkaç resmini gördüm. Kerkük için ise hiç yorum göremedim… Öyle ya, savaşın bittiği ama gerginliğin bitmediği bir ülkeye sadece bir tarafı o ülkede olan insanlar gider misali…

 

09.04.2010-16.04.2010 tarihleri arasında akrabalarımızı ziyaret amaçlı, kız kardeşimle birlikte Atlas Havayolları ile (Şimdilik Erbil, Kerkük ve Süleymaniye’ye sadece Atlas Havayolları gidiyor, Türk Havayolları ise Bağdat’a gidiyor) önce Erbil’e sonra Kerkük’e gittik. Yapacağım yorumlar bu tarihler arasındaki izlenimlerimi kapsamaktadır.

 

Bu arada Irak’ın İstanbul Yeniköy’deki konsolosluğuna gittiğim zaman Türkçe bilen bir Türkmen yetkili ile vize konusunu görüştüğümde, Erbil, Kerkük ve Süleymaniye için vize gerekmediğini ve uçak indiğinde havaalanından pasaporta giriş mührü vurulacağını öğrendim. Fakat vizesiz direkt olarak Bağdat’a gidersem sorun olabileceğini de ekledi. Yani ülke içinde ülke oluşmuş durumda.

 

Yolculuk başlıyor….

 

Yaklaşık 2,5 Saatlik bir yolculuktan sonra Erbil Havalimanı’na iniyorsunuz. Uçağımızın indiği havalimanı, eski havalimanı olarak geçiyor. Amerika’nın etki alanının tüm Ortadoğu’yu hatta birazda Orta Asya’yı kapsayacak şekilde yaptırdığı dünyanın en büyük 7. havalimanı diye lanse edilen yeni havalimanı henüz açılmamış. Pasaport için sıraya girdiğinizde sıradaki hemen herkesin Türkçe konuşması sizi biraz rahatlatıyor. Duty Free olarak 1 ya da 2 Dükkan bulunmakta. Pasaportunuza giriş mühürü için size sıra geldiğinde gülmeyen asık suratlı görevli (yani bize asık suratlısı denk geldi, derdi vardı herhalde adamın) önce pasaportunuza sonra dikkatle size bakıp eğer daha önce girişiniz yoksa kameraya bakmanızı söyleyerek fotoğrafınızı çekiyor ve 10 Günlük kalış süresini pasaportunuza işliyor.

 

Havalimanından çıkınca sizi karşılamaya gelenlere hemen kavuşamıyorsunuz. Çünkü havalimanı sınırları içerisine yolcular haricinde kimse alınmıyor. İşlemleriniz bittikten sonra otobüsler sizi alıp havalimanı dışına bırakıyor. Ve karşılama orada oluyor. Otobüsten indiğinizde sıcaklık farkını anlıyorsunuz. Nisan ayı için oldukça sıcak. Yani bizim ölçülerimize göre İstanbul’un haziran sıcağına denk diyebiliriz.

 

Akrabalarımın anlattığına göre, Saddam zamanı Erbil’de 2 tane düzgün cadde varken, bugün şehir müthiş bir değişime uğramış, bunu fark edebiliyorsunuz. Düzgün binalar, trafik işaretleri, hız sınırını aşan sürücüler için yol kenarında kameralar, aynalı gökdelen inşaatları bunu ispatlıyor zaten.

 

Erbil-Kerkük arası yaklaşık 1,5 saat. Mevsim itibarı ile giderken dikkatimi çeken şey yolun sağ ve solunda ki dümdüz arazinin yemyeşil olması. Bu düzlük bana Trakya topraklarını hatırlatsa da, yeşillik, yazın yerini sarı renge bırakıp çöl görünümüne giriyormuş. Yol tek şeritli yani aynı şeritte gidip geliniyor. Yol inşaatı nedeniyle, araç kullananlar dikkatli olmalı çünkü, trafik kuralları diye bir şey yok.

 

Erbil çıkışında, Altınköprü girişinde ve Kerkük girişinde peşmerge kontrol noktaları var. Amerikalıları daha çok Kerkük giriş noktasında hissedebiliyorsunuz. Bu arada sakın fotoğraf çekmeyin. Çünkü biz o rahatlıkla hatıra olsun diye çekmek istedik. Ancak Amerikan askerleri ve peşmergelerin tepkisi sert oldu. Neyse ki araçta Kürtçe bilen vardı da artık ne konuştularsa, fazla sıkıntı olmadı. Bu arada Kerkük’lülerin büyük kısmı araçlarını Erbil’den alıyorlar. Peşmerge, Erbil plakalı araçlar dışındaki diğer araçlara Erbil istikametine giderken zorluk çıkartıyor. Ancak plaka Erbil olunca noktalardan rahatça geçiyorsunuz.

 ALTI ZENGİN, ÜSTÜ FAKİR ŞEHİR-KERKÜK 

Veeee perdeee……Gitmeden önce de anlatılmıştı ancak görmek fikir edinmek açısından her zaman daha önemlidir. Kerkük, görüntü itibarı ile bir Orta Anadolu şehrinin 30 Yıl önceki haline benzetilebilir. İçeri girdiğinizde yaşadığınız tezatlara rağmen bu böyle, tezatlara az sonra değineceğim.

 

Kerkük’ün statüsü dolayısı ile paylaşılamaması bu şehrin bir nevi kaderi ile başa başa bırakılmasına sebep olmuş. Paylaşılamayan doğal kaynak rezervleri ne Bağdat yönetiminin ne de bölgesel Kürt yönetiminin, Kerkük’ün imarı ve geliştirilmesi adına adım atmamasına sebep oluyor, yani deyim yerindeyse bu kadar yeraltı zenginliğine rağmen şehre çivi çakılmamış.

 

Evler genellikle müstakil, dubleks ve bahçe içinde yüksek duvarların ardında. Dolaştığım sokaklarda ultra lüks villa inşaatlarına rastladım. Yollar ise yeni asfalta muhtaç. Önemli devlet dairelerinin etrafı intihar saldırılarına karşı yüksek beton bloklar ile çevrili ve bizim Türkiye’deki havacıların giydiği mavi üniformanın kamuflajını giyen özel tim benzeri polisler tarafından korunuyor. Bu polislerin Türkmence (Türkçe’nin farklı bir lehçesi ancak Azeri Türkçesi kadar anlaşılmaz değil, daha çok Urfalıların konuşmasına yakın diyebiliriz) konuştuklarını duyarsanız şaşırmayın çünkü bu polisler Türkmen, Kürt ve Arap’lardan seçilmiş. Şehrin belli noktalarında da güvenlik moboları ile korunan yerin önemine göre farklı sayıda bu polislerden görebilirsiniz.

 

Az önce tezatlardan bahsetmiştim… Şehirde ya çok eski ya da son model araçlara rastlıyorsunuz. Bazı araçlar Türkiye’de dahi yok.. Fiyatları ise çok komik. Mesela birkaç örnek vereyim:

 

-          2009 Model Hyundai Santa Fe jip 2700 CC idi yanılmıyorsam. Fiyatı 20.000 $

-          2010 Model Ford Explorer jip. Fiyatı 25.000 $

-          2009 Model Chevrolet Equinox jip. Fiyatı 20.000 $

 

Yani okuduğunuz üzere ülkede araç ile ilgili vergi yok. Sorduğumda da, “Araç vergisi nedir” deyip boş boş bakıp gülüyorlar. Ve o anda Türkiye’de ne kadar enayi yerine konduğunuzu hissediyorsunuz.

 

Şehirde sosyal hayat fazla memnun edici değil. Sinema ya da tiyatro vb. hiçbir şey yok. Sosyal hayat olarak aile ziyaretleri yapılıyor ve tek tük göreceğiniz kafe tarzı mekanlar ihtiyacı karşılamıyor. Bunun dışında hafta sonları Erbil’e giderek buradaki sosyal imkanlardan faydalanılıyor. Türk yatırımcılar Erbil’den fırsat bulup da Kerkük’e göz atamıyorlar ancak oradayken öğrendiğim kadarı ile birkaç Türk yatırımcı yavaş yavaş şehre gelmeye başlamış. Kerkük’e şimdi giren yatırımcı birkaç yıl sabrederse emeğinin karşılığını alır düşüncesindeyim. Ağırlıklı nüfus hala Türkmenlerden oluşuyor. Gün içinde pek görünmeyen Amerikan askerleri gün batarken ya da gece devriyeye çıkıyorlar tabi bombalamaya karşı jammer cihazı olan araçlarında devriye konvoyunda olduğunu söylememe gerek yok. Geceleri silah sesleri duyabilirsiniz. Özellikle şehrin hemen yanında olan Amerikan üssüne yakın bölgelerde oturanların duyduğu silah sesleri ve Amerikan askerlerinin devriyeye çıkmadan önce havaya yaptıkları deneme atışlarından kaynaklanıyor(muş). Bu arada Kerkük’te güvenlik fena değil, Bağdat’ta sabah evden çıktığınızda akşam eve dönme ihtimaliniz % 50 gibi. Fakat burada o kadar tehlikeli bir durum görünmüyor. Ancak yine de çarşı pazarda fazla dolaşmamakta fayda var. Biz oradayken bir şey olmadı ama bu hiç olmayacak anlamına da gelmiyor..    

 

Şehirde günde ortalama 8-10 Saat arasında elektrik kesintisi var. Bu durumda tüm evin elektrik ihtiyacını karşılayan jeneratörler devreye giriyor ki zaten benzinin çok ucuz olduğu ülkede (Litresi 45 Krş.) akaryakıt için harcanan para göze batmıyor. Bu arada unutmadan zaman zaman oluşan kum fırtınaları yüzünden sabah kalkıp ta hava alayım diye dışarı çıktığınızda kesif bir toz bulutu ile karşılaşıp kıyafetleriniz tozdan renk değiştirebilir. Biz yaklaşık 1 tam gün bu sıkıntıyı yaşadık. Panik yapmayın çöle yakın olmanın cilvesi bunlar..

 

Şehirde normal sarı taksilerin yanı sıra yamalı, eski model araçlarında taksi olarak çalıştığını görüyorsunuz ama beni bu konuda şaşırtan şey isteyen herkesin arabasına kağıttan bir levha asarak taksicilik yapması. Yani sistemsizlik sistem olmuş. Bu arada çok kaliteli otel yok. Aslında biz evde kaldığımız için ihtiyaç da duymadık.

 

Gelelim en can alıcı konuya… Yemekler J

 

- Yemek konusunda sadece 1 kere dışarıdan yemek zorunda kaldım. Bizim Urfa kebaba benzer bir kebaptı ancak içindeki yağ oranı çok fazla. Dolayısı ile her bünyeye uymayabilir.

Şehirde bize yemek konusunda söylenenlere harfiyen uyduk. Mesela “Her yerde kırmızı et yenmez. Beyaz et daha güvenli” diye. Aslında sırf bu konuda bana burası biraz İstanbul’u anımsattı. Yemek alışkanlıkları bizden farklı değil. Mesela evde yapılan yemekler çok lezzetli. Bizim Türkiye’de yapılan dolmanın daha lezzetlisi burada yapılıyor. Çünkü içine sumak vs. gibi Türkiye’de pek kullanılmayan baharatlar konuyor bu da yemeği yenmeye kıyamayacak kadar güzel yapıyor. Ancak aynı dolmanın içine parça et de koyuyorlar. Bu lezzet vermek içinmiş ancak et yağlı olduğundan alışık olmayanlara dokunabilir. Yine de deneyin bu lezzet kaçmaz… Bunun yanı sıra ekşili bamyanın da tadına bakın. İnanın böylesini hiçbir yerde yememişsinizdir. Çay istediğinizde ise az sonra bahsedeceğim nefis çayları genelde koyu olarak ve içine toz şeker koyarak getiriyorlar.  İçindeki şeker o kadar çok ki 2. gün itibari ile çay söyleyecekleri zaman şekersiz istediğimi belirttim ve çay hep öyle geldi.

 

Kerkük’lüler ikramı ve ağırlamayı hem çok güzel yapıyorlar hem de sohbetleri çok hoş. Hele ki ana vatandan geldiğinizi öğrendiklerinde bu ilgi daha da artıyor. Siz konuşmaya başlayınca özellikle genç kesim dikkatle dinliyor. Çünkü amaçları “İstanbul Türkçesi” öğrenmek. Bunun içinde evlerde tamamen Türk kanalları izleniyor. Özellikle “Türk Malı” ve “Kurtlar Vadisi” ne bayılıyorlar, “Ezel” pek popüler değil gibi J  

 

-Gece Sokağa çıkma yasağı yok Ancak akşam yemeğine gittiğiniz evden saat 22.00-22.30 olunca kalkmak önce garipseniyor ama insanların tedirginlikten dolayı aldıkları bir önlem olduğunu anlıyorsunuz. 

 

- Çarşı-Pazar olayına gelince… Sıkı durun burada bazı çarşı ve cadde isimleri Türkçe. Mesela “Kayseri Çarşısı”, Cumhuriyet Caddesi” gibi, ayrıca bazı resmi daireler ve dükkanların isimleri de Türkçe (Canım Türkçem J)  Aradığınız pek çok temel ihtiyacı bulabiliyorsunuz. Her şeyin satıldığı “BİM” ya da “ŞOK” benzeri ama onlara göre daha çok çeşidin bulunduğu süpermarketler var. Özellikle “Amba” denilen mango bitkisinin dilimlenmiş ve işlemden geçmiş halinin şişelenerek satıldığı bir meze var ki, hem acı hem ekşi yani tam bir egzotik tad. Çok kolay alışıyorsunuz. Pilav yemeklerinde pilavın yanına tabağınıza bir parça koyarak enteresan bir tadı denemiş oluyorsunuz. Ben 1 Litrelik şişede aldım. Şişe derken yanıltmayayım sıvı değil ama şişede satılıyor ve Hindistan yapımı. Anavatan’dan gelen pek çok ihtiyaç maddesi çarşı ve marketlerde mevcut. Bunun yanında önereceğim 2. şey de çay.. Çünkü  oranın çayları bizim çaylara fark atar. Seylan çayı yani “Ceylon Tea”. Aroması çok güzel. Bu çayları içince biz Türkiye’de çayın tozunu içiyoruz hissine kapılabilirsiniz. Özellikle metal kutuda satılanlar daha değerli çaylar. Ancak endişe etmeyin. Çayın fiyatı, kalitesi ile ters orantı da yani ucuz. Yani aynı çaylara Türkiye’de ki sosyetik semtlerde tonla para döküyorlar ancak burada fiyatlar çok komik. Akşamları çarşıda dolaşırken serinlemek amacı ile sıkma meyve suyu satan dükkanlarda da değişik tatları tecrübe edebilirsiniz.

 

Çarşının bazı kesimleri bizim Mahmutpaşa tarzı sokakların daha kirlisi ancak her şeyin bulunduğu yer olarak tarif edilebilir. Ama hatırlatayım açık yiyecek almayın ve yemeyin.

 

Gelelim resmi dairelerin bulunduğu sokaklara; Buralara giriş daha geriden beton bloklar ile kesilmiş vaziyette ve resmi dairelere cep telefonu, çakmak ya da sigara paketi ile giremiyorsunuz. Resmi dairelerin içi 40 Sene önceki Türkiye resmi daireleri gibi. Anlayın yani… İnternet bağlantısı ağır ve zaman zaman kesilebiliyor, ancak cep telefonlarını faal kullanabiliyorsunuz, tabi ki jammer cihazlarının olduğu bölgelerin dışında.

 

Türkmenlere Kürtler ile aralarının nasıl olduğunu sorduğunuzda iyi olduğunu söyleyeceklerdir. Bu gerçektende böyle görünüyor. Çünkü onlara göre asıl zarar yıllardır beraber yaşadıkları Kürt ya da Araplardan değil, dışarıdan Kerkük’e yerleştirilen Kürtlerden gelmekte. Sokakta başı kapalı ya da çarşaflının yanı sıra modern giyimli bayanlara da rastlayabiliyorsunuz. Kimse için kıyafeti ile ilgili olarak bakmak dışında bir yargılama yapılmıyor. Ancak oraya gidecek bayanlara tavsiyem açık ve dekolte kıyafetten kaçınmaları. Normal kıyafetler (mesela kot pantolon, gömlek vs.) giyebilirler. Başlarını istemiyorlar ise örtmeyebilirler.

 

Dönüşte yine Erbil üzerinden geleceğimiz için aynı yolu kat ederek Erbil’e havalimanına girdik. Free Shop tek dükkandan oluşuyor ve görevliler neredeyse hiç İngilizce bilmiyorlar.

 

Buradaki başka bir sürprizde Atlas Jet’in bankosunda bir Türkmen görevlinin olması idi. Uçağın içindeki ikram ve hizmetler oldukça iyi ve hatta döndükten 1 Gün sonra firma beni arayıp uçuştan memnun kalıp kalmadığımızı ve bazı anket soruları sorarak onları tercih ettiğimiz için teşekkür ettiler. (Zaten başka havayolu yoktu ki J)

 

Eveeettt.. Umuyorum ki oraya gideceklere birazda olsa nasıl bir ortama gittikleri konusunda yardımcı olmuşumdur. Gelecek seyahatimi yazana kadar hepinize mutlu olabileceğiniz tatil imkanları diliyorum. J


Kullanıcı yorumları

1 kullanıcının ortalama puanı

Genel
10.0
 

Yorum yapmak için lütfen üye olun ya da giriş yapın.




2 kişi bu yorumu faydalı buldu, toplam 2 kişi oy verdi

tütü...
Yolu yakın, ama biraz '' ırak''.., Pazar, 27 Haziran 2010

Yazan tütü...   -  Bütün yorumlarını oku  - İlk 10 Yorumcu

Genel
10.0
Gördüğünüzü, düşündüğünüzü güzel bir dille bizimle paylaştığınız yolu yakın ama biraz ''ırak'' yazınız için teşekkürler.Gezmeye ve paylaşmaya devam dileklerimle....

1 kişi bu yorumu faydalı buldu, toplam 1 kişi oy verdi

gezerus
Irak, Perşembe, 22 Temmuz 2010

Yazan gezerus   -  Bütün yorumlarını oku  - 1 Numaralı Yorumcu

İlgiyle okuduğum bir yazı oldu, daha önce kimsenin izlenimlerini aktarmadığı Irak'la ilgili izlenimlerinizi paylaştığınız için teşekkürler... Fotoğraf çekilememesi bizim açımızdan iyi olmamış ama ne yapalım:)

Biraz geç de olsa aramıza hoşgeldiniz diyeyim bu arada...



 

Girişlere Hızlı Erişim

Sadece yer, sadece kategori/alt kategori veya ikisinin kombinasyonu seçimler yapabilirsiniz.
 

Yer Arama (ülke, şehir, ilçe, semt, vb.)

Google Araması


Detaylı arama